Ana sayfaya git
Saha kenarında veliler: gençlik futbolunda davranış kuralları
Antrenör pratiği

Saha kenarında veliler: gençlik futbolunda davranış kuralları

Saha kenarında veliler: turnuva gününü çocuklar için kurtaran dört kural, artı yazdırıp asabileceğin hazır pano metni ve veli mektubu.

Yayın tarihi 6 dk okuma

Kısaca

  • Bir gençlik turnuvasında en büyük stres kaynağı nadiren çocuklardır; kenarda gerilen yetişkinlerdir.
  • Tezahürat serbest, kenardan yönlendirme yok: aynı anda hem antrenörü hem velisini duyan çocuk kendi kararını veremez.
  • Hatalı kararlar oyunun parçası, hele genç ve gönüllü hakemlerde; yüksek sesle tartışmak verilebilecek en kötü örnektir.
  • Skor günün en küçük parçası: çocuğuna maçın kaç kaç bittiğini değil, en güzel anını sor.
  • Veli mektubuna iki cümle ve girişe asılan bir pano, bütün turnuva gününün tonunu belirler.

Saha kenarı turnuva gününü neden belirler

Kenarda duruyorsun, top çocuğunun ayağında ve sen daha farkına varmadan ağzından bir “Vur!” çıkıyor. Futbol oynayan çocuğu olan herkes bilir bunu. Normal bir lig maçında pek belli olmaz. Turnuva gününde ise üst üste biner: tek maç değil dört beş maç vardır, tanıdık kulüp velilerinin yerinde birbirini tanımayan karışık bir kalabalık durur, dar program da herkesi gerer.

Bir gençlik turnuvasında en büyük stres kaynağı nadiren çocuklardır; yetişkinlerdir. Kenardan bağıra bağıra yönlendirme, hakemle tartışma ve skor baskısı çocuktan tam da oyun keyfini alır — küçük saha, az oyuncu, çok dokunuş diye uğraşılan şeyi.

Turnuva bunu üç sebeple sertleştirir. Çocuklar, aralarında az mola olan birkaç kısa maçı peş peşe oynar; gerilim boşalacağına birikir. Veliler birbirini pek tanımaz ve yabancı aileler arasındaki sessiz kıyas sesi yükseltir. Dar program da her gecikmeyi tartışma konusu yapar. İyi haber şu: kenarın çocuğa köstek değil destek olması için dört basit kural yetiyor. Bu yazı doğrudan sana, veliye sesleniyor; sonunda da düzenleyenin bütün gün için tonu belirlemesine yarayan hazır bir şablon var.

Tezahürat serbest, kenardan yönlendirme yok

En önemli kural en başta: tezahürat serbest, kenardan yönlendirme yok. Alkış, ismini çağırmak, kaybedilen bir ikili mücadeleden sonra gelen bir “Aynen devam!” — bunların hepsi taşır. Sorun taktik talimatta. “Sola aç”, “Pasla, pasla!”, “Çıkma, geride dur” antrenörün işidir, kenarın değil.

Sebebi basit. Aynı anda iki ses duyan bir çocuk — antrenörünün sesi ve babasının sesi — kendi kararını veremez. Bir an donar, ve o bir saniye çoğu zaman ikili mücadeleyi belirler. Çocuk futbolu kendi karar vererek ve o kararda hata yaparak öğrenir. Kararı dışarıdan onun yerine veren, öğrenmeyi de elinden alır.

Kızıştığın anda işe yarayan basit bir ölçü var: rakip takımın çocuğuna da bağırabileceğin her şey serbesttir. İki kaleciye birden gidecek bir “Bravo!”, evet. Sadece kendi çocuğuna verilen talimat, hayır.

Farkı kenardan atılan somut cümlelerde görmek kolay. “Helal olsun!”, “Aynen devam!”, “Ne pas be!” ya da sade bir alkış destekler, yönlendirmez. “Vur!”, “Sola!”, “Düşür şunu!” veya “Niye vermiyorsun topu!” ise kenarda işi olmayan birer talimattır. Dilinin ucuna bir komut geldiğini fark ettiğinde onu çocuğunun adıyla ve bir “hadi” ile değiştir: “Hadi Kerem!” Aynı cesareti verir, kararı elinden almaz.

Hakeme saygı

Gençlik maçlarının çoğunu tecrübeli bir hakem değil, kursu yeni bitmiş 15 yaşında biri ya da kulüpten gönüllü bir antrenör yönetir. Hatalı kararlar işin parçasıdır ve gün boyunca çoğu zaman birbirini götürür. Onları bağıra bağıra yorumlayan hiçbir şey kazanmaz, çok şey kaybeder.

Çünkü örnek olma etkisi burada anında görünür. Babasının hakeme bağırdığını gören çocuk, yetkiyle böyle konuşulduğunu öğrenir. Üçüncü maçından sonra öfkeli velilerin üstüne yürüdüğü genç hakem de çoğu zaman daha ilk sezonda bırakır. Amatör futbolun her yerinde genç hakem bulmak zaten zordur. Kenardan atılan her laf, uzun vadede tam da onsuz hiçbir turnuvanın oynanamayacağı hakemi sahadan götürür.

Kural bu yüzden sade: hatalı bir kararda sakin kal ve hiçbir şey söyleme. Gerçekten esaslı bir sorun varsa onu maçtan sonra antrenör halleder, maç sırasında veli değil.

İşin zoru, hatalı karara kendi çocuğun bozulduğunda başlar. Orada da senin duruşun her açıklamadan çok iş görür. Sakin bir “Haklısın, kızdın; ama hakem de her şeyi göremiyor. Sen oyununa bak” cümlesi çocuğa haksızlıkla takılıp kalmayı değil, onunla baş etmeyi öğretir. O soğukkanlılığı futboldan alıp sporla hiç ilgisi olmayan durumlara taşır.

Skor asıl mesele değil

Küçük yaş kategorilerinde asıl mesele skor değildir: çocuğun çok top dokunuşu yapması, oyundan keyif alması ve haftaya yine gelmek istemesidir. Türkiye’de bunun kurumsal karşılığı şöyle görünür. TFF’nin maç işletmesi U-11’de başlar, altında düzenlenmiş bir kategori yoktur; U-11’den itibaren de her şey puanla oynanır — çift devreli lig usulü, puan durumu, eşitlik bozma için Madde 19. Tabelayı kapatan bir yaş sınırı yoktur. Asıl kırılma daha yukarıdadır: puan durumu ve sonuçları TFF’ye raporlanan, Türkiye Şampiyonası’na bağlanan kategoriler U-14 ve üzeridir; U-11, U-12 ve U-13’ün puan durumu ilin içinde kalır. TFF kendi sezon kitapçığının önsözünde U11 ile U12 için “şenlik havasında” der — bu bir tutum tarifi, puanlama kuralı değil. Kenardaki veli için anlamı da tam olarak budur: tabela dönüyor olabilir, günü belirleyen o değil.

Senin için kenarda bunun iki karşılığı var. Birincisi: maçtan sonra çocuğuna skoru değil günün en güzel anını sor. Her maçın ardından tek duyduğu soru sonuç olan çocuk, futbolu keyifle değil başarı baskısıyla eşleştirir — baskı zaten yeterince erken kendi kendine gelir. İkincisi: sadece kendi takımını değil, her çocuğu alkışla. Güzel bir kurtarış ya da temiz bir pas alkışı hak eder, kalecinin forması hangisi olursa olsun. Bu, velilerin kendi aralarındaki sessiz yarışı günden çıkardığı için bütün saha kenarını rahatlatır.

Örnek sensin

Önceki üç kural tek bir noktada birleşiyor: istesen de istemesen de örnek sensin. Çocuklar maç içinde kenara velilerin sandığından çok daha sık bakar ve orada gördüklerini kopyalar. Hakeme bağıran, bağırmayı öğretir. Yenilgiden sonra suratını asıp arabaya yürüyen, çocuğa kaybedilen bir maçın bütün günü mahvettiğini öğretir.

Tersi de aynı şekilde çalışır. Maçtan sonra rakip çocuğun elini sıkan, hakeme saygı gösteren ve bir yenilgiyi kaldırabilen bir veli, kendi çocuğuna futbolun çok ötesine geçen bir model verir. Saha kenarının kısa bir turnuvanın düşündürdüğünden çok daha önemli olmasının asıl sebebi de bu.

Turnuvanın tonunu belirlemek: pano ve veli mektubu

Turnuvayı sen düzenliyorsan ya da takımın başındaysan, tek bir velinin sahip olmadığı bir imkânın var: kuralları ilk top yuvarlanmadan önce sen koyarsın. Önceden veli mektubunda yazan ve girişte laminasyonlu bir pano olarak asılı duran davranış kuralları, hava bir kez gerildikten sonra mikrofondan yapılan her anonstan daha iyi çalışır.

İki parça yeter. Birincisi, velilere giden davet ya da bilgi yazısındaki bir cümle; örneğin: “Günün bütün çocuklar için güzel geçmesi adına saha kenarında tezahürat evet, kenardan yönlendirme hayır; genç hakemlerimize saygı ve her iki taraftaki güzel hareketlere alkış rica ediyoruz.” İkincisi, dört kuralı taşıyan ve girişte, sahaların yanında iyi görünen bir pano. Turnuvanın planlama işini zaten AreaCopa gibi bir araçla yürütüyorsan, panoyu o günün malzeme listesine ekleyivermen yeterli.

Aşağıdaki metni olduğu gibi alıp yazdırabilir, laminasyonlayıp asabilirsin:

Bütün bunlara rağmen bir veli düzenli olarak çizmeyi aşıyorsa bu saha kenarının değil, sahanın dışındaki sakin bir görüşmenin konusudur. Bunu antrenör olarak çatışmayı büyütmeden nasıl yürüteceğin zor velilerle başa çıkma rehberinde. Turnuva gününü davetten ödül törenine kadar nasıl planlayacağını ise futbol turnuvası kontrol listesi gösteriyor.

Turnuva fikstürümü oluştur, panoyu da yanında planlaÜcretsiz ve kayıt gerektirmez

Sık sorulan sorular

Çocuğumu saha kenarından desteklemem serbest mi?
Tezahürat serbest, kenardan yönlendirme yok. Alkış, ismini çağırmak ve cesaret vermek çocuğa iyi gelir. `Sola aç`, `vur` gibi taktik talimatlar ise kafasını karıştırır, çünkü çocuk aynı anda antrenörünü de duyuyor ve hamlenin ortasında donuyor. Basit ölçü şu: rakip takımın çocuğuna da bağırabileceğin her şey serbesttir.
Hakem hatalı bir karar verdiğinde ne yapmalıyım?
Sakin kal ve hiçbir şey söyleme. Gençlik maçlarının çoğunu genç ya da gönüllü hakemler yönetir, hatalı kararlar da oyunun parçasıdır. Yüksek sesle tartışan kişi, kenarda kimsenin görmek istemediği davranışın ta kendisine örnek olur. Amatör futbolun her yerinde genç hakem bulmak zaten zor; her laf atma uzun vadede sahayı hakemsiz bırakır.
Düzenleyen olarak saha kenarının tonunu nasıl belirlerim?
Kuralları turnuva günü değil, öncesinde duyur. Veli mektubundaki iki cümle ve girişe asılan laminasyonlu bir pano, turnuva sırasındaki her uyarıdan daha iyi çalışır. İkisi için de hazır şablon bu yazının sonunda duruyor. Böylece ilk maçın düdüğü çalmadan kuralı herkes bilmiş olur.
Başka bir veli çizmeyi aştığında ne yapmalıyım?
Saha kenarında doğrudan karşı karşıya gelme, bu çocukların gözü önünde büyür. Turnuva yönetimine ya da antrenöre git, konuyu onlar devralsın. Bir veli aynı şeyi tekrarlıyorsa bu, sahanın dışında sakin bir görüşmenin konusudur; kenardan verilecek bir karşılığın değil.
Maçtan sonra çocuğuma skoru sormalı mıyım?
Skoru değil, günün en güzel anını sor. Skor zaten tabelada duruyor, onu eve kadar taşımana gerek yok. Her maçın ardından tek duyduğu soru sonuç olan çocuk, futbolu keyifle değil başarı baskısıyla eşleştirir. Baskı zaten yeterince erken gelir.